Bizi sosyal medyada takip edin
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Sadir DURMAZ, MHP Genel Merkezi tarafından organize edilen “ADIM ADIM 2023, İL İL ANADOLU” programı kapsamında Çorum’a geldi.
Milliyetçi Hareket Partisi il ve ilçe teşkilatlarının katıldığı proram gündeme dair önemli konulara değindi.
Sadir DURMAZ, Öncelikle bizleri burada buluşturan Allah’a sonsuz şükürler olsun. Sizlerle aynı hedefe yürümekten, aynı davanın mensubu olmaktan şeref duyuyorum.
Bu vesileyle davamızın öncüsü, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin Lideri, Genel Başkanımızın Sayın Devlet Bahçeli’nin selam ve muhabbetlerini sizlere iletmek istiyorum.
Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.
Yine sözlerimin hemen başında Milli Mücadele’nin öncüsü, geçtiğimiz hafta vefat yıl dönümünde milletçe andığımız, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, hürmetle yâd ediyorum.
O ki; düşman gemileri İstanbul önlerine işgal demirlerini attıklarında “Geldikleri gibi giderler!” sözünü bütün imkânsızlıklara rağmen söyleme cesareti gösterebilmiş bir kahramandır.
Cenab-ı Hakk Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarından razı olsun. Cennetteki makamları yüksek olsun. Emanetleri emin ellerdedir, ruhları şad olsun dedi.
Bugün, kadim insanlık tarihinin merkezi, medeniyetlerin beşiği Çorum’dayız diyen Sadir DURMAZ, Sınırları dâhilinde barındırdığı tarihi alanlarla Çorum, âdemoğlunun en eski dönemlerine kadar ulaşan bir hayat tecrübesine sahiptir dedi.
Gerek İç Anadolu’daki konumu gerek Karadeniz’e açılan bir kapı olmasıyla Çorum, büyük bir kültürel, transit ve turistik potansiyeli barındırdığını söyleyen Durmaz, Çorum, daima MHP’nin, Cumhur İttifakı’nın da yanında olmuş, Türk milletinin mücadelesine büyük destek verdiği ifade etti.
Bizleri ağırladınız, kendimizi evimizde gibi hissettik. Salondaki coşku bizi çok mutlu etti. Ben bu vesileyle sizlerle bir arada olmaktan, Çorum’da bulunmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

COĞRAFYA KADERDİR
Sadir Durmaz, Cğrafya Kaderdir sözleri ile şöyle devam etti; Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın şimdilik kısa vadeli hedefi; 2023 seçimlerinde yeni bir destan yazmaktır.
Kıymetli Ülküdaşlarım, Büyük ilim insanı İbn Haldun, yüzyılları aşan tespitinde “Coğrafya kaderdir.” demiştir.
Evet; coğrafya insanların düşünsel süreçlerine, fiziksel görüntülerine, sağlıklarına hatta ülke olarak karşılaşabilecekleri imkan ve tehlikelerde adeta kader tayin edici konumdadır.
Tarih sahnesinde bitmek bilmeyen savaşlar; jeopolitik ve jeostratejik konumu kuvvetli olan topraklarda meydana gelmiştir.
Zorlu bir coğrafyada, bölgesel ve küresel hesapların görüldüğü stratejik bir cephede bin yıldır varlığımızı sürdürüyoruz.
Üzerinde yaşadığımız toprakların, tarihin hiçbir döneminde sükûnet bulmadığının farkındayız.
İşte bu sebeptendir ki bu topraklardaki hakimiyetimiz pek çok odağın düşmanca tutumuna sebep olmaktadır.
ÜLKEMİZİ, İÇERİDEN TUTTUKLARI MAŞALARLA, DIŞARIDAN SALLADIKLARI PARMAKLARLA TEHDİT ETMEKTEDİRLER.
FETÖ ve PKK destekçilerine işaret eden Sadir Durmaz, Millet ve memleket düşmanı bu münafıklar bazen içeride PKK adıyla çocuk katili olarak karşımıza çıkmakta bazen FETÖ namıyla demokrasimize kast eden münafıklar sürüsü olarak belirmektedir.
Dışarıda ise Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de bizi köşeye sıkıştırmak isteyen, Libya’da, Suriye’de, Karabağ’da kazanılan başarıları tersine döndürmek isteyen güç ve odaklar, içimizdeki uzantılarıyla her yolu denemektedir.
İstikbalimize kast eden bu iç ve dış unsurlara karşı milletin iş birliği elzemdir. Cumhur İttifakı bu noktada son kaleyi temsil etmektedir.
CUMHUR İTTİFAKI; BİR PAZARLIK BİRLİKTELİĞİ DEĞİLDİR
Sadir Durmaz Cumhur ittifakınada değindi ve Pazarlık yapmayacağımız, müzakere masasına oturmayacağımız hatta sözünü dahi ettirmeyeceğimiz ilkelerimiz arasında milletin ve ülkemizin bölünmezliği, devletimizin itibarı, çocuklarımızın geleceği vardır.
Cumhur İttifakı; bir pazarlık birlikteliği, al gülüm ver gülüm münakaşası, Bakanlık taksimat masası veyahut şahıs ile zümrelerin istikbal kaygısının giderildiği birliktelik değildir.
Yurtiçinde Türk milletini ayağa kaldıran, yurtdışında Türk milletine karşı saldırılara sarsılmaz bir imanla mukavemet eden Türk gücünün birlikteliğinden doğan gücün kendisidir.
Cumhur İttifakı’nın milli ahlakıyla oluşturulan, Yenikapı ruhuyla harcı karılıp milletimizin onayına sunulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türk milletinin kutlu iradesi olarak 16 Nisan Halkoylamasıyla tecelli etmiştir.
Etkin karar alma, hızlı uygulama süreçleri sayesinde yeni sistem, birçok konuda elimizi güçlendirmiş, bölgesinde lider, dünyada söz sahibi bir Türkiye’nin önünü açmıştır.
Tarihi müktesebatımızla uyumlu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi veyahut, Türk Tipi Başkanlık Modeli, ülkemizin stratejik üstünlüğünü kanıtlamış, demokratik gücünü teyit etmiş, istikbal ve istiklal haklarına bağlılığını tescillemiştir.
TEZKEREYE RED VEREN CHP VE HDP’YE DEĞİNDİ
Daha dün Suriye ve Irak tezkeresine HDP ile ret oyu veren CHP değil miydi? Allah korusun bunlar hükümetin başına geçseler Türkiye’yi 783.562 km² ‘ye sıkıştırıp, terörün yuva yaptığı Suriye ve Irak’tan gelecek terör tehditlerine davetiye çıkartacaklardır.
Gerçi, YPG’yi terör örgütü olarak görmeyen, terörist Selahattin Demirtaş ve Sorosçu Osman Kavala neden içeride diye soran CHP genel başkanından başkası değildi.
Dolayısıyla, terörle mücadele konusunda özellikle CHP’den samimi bir destek beklemek balığın kavağa çıkmasını beklemektir.
Çünkü CHP genel başkanı, terörün sözcülüğünü yapan televizyonlarda Anayasamızın ilk 4 maddesini tartışmaya açmış, İzmir’de Kuvayı Milliyeci kesilip Hakkari’de özerklik sözü vermiş, iktidar olmak için ABD Başkanı Biden’a bel bağlamış, gayrı milli siyasetiyle Atatürkçüleri bile hayal kırıklığına uğratmıştır.
Bunlar siyasi çıkar uğruna Atatürk’ün partisini kirletmiş, Gazi’nin aziz hatırasını yere düşürmüşlerdir.
Türkiye Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda uluslararası hukuktan doğan bütün meşru adımları atarken Zillet İttifakı “Gemileri geri çekin.” diye bas bas bağırmaktadır.
Cumhur İttifakı Türk milletinin geleceğini planlarken bunlar Mavi Vatan’da taviz vermemizi istemektedirler.
Zillet’e göre Mavi Vatan’daki aramalar son bulmalı, Yunanistan’ın akla ve hukuka aykırı talepleri kabul edilmelidir.
Zillet’e göre Türkiye’nin, haklarını koruma çabası bir kışkırtma ve provakasyondur. Burada bir tek suçlu varsa Türkiye’dir.
Siz Türk milletinin mensubu musunuz yoksa emperyal güçler için beşinci kol faaliyeti yürüten iç mihraklar mısınız?
Zillet demek; Mavi Vatan’dan, egemenlik haklarımızdan vazgeçmek demektir.

ŞEHİDİN KARDEŞİNE YAPILAN KÜFÜRE DEĞİNDİ
Bunlar, milletten uzak, değerlerinden habersiz, kimliksizlik sancısı çeken muhterislerdir.
Geçtiğimiz günlerde şehidimizin kardeşine edilen küfür, 85 milyonu derinden etkilemiş, Türk milletinin öfkesine sebep olmuştur.
Milletvekili olurken ettiği yemini unutup, milletin değerlerine küfür edenlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçirecekleri her saniye, aziz şehitlerimizin hatıralarına büyük bir ihanet olacaktır.
Bu insan müsveddesi derhal Milletvekilliğinden istifa etmelidir.
Bu sözde Vekilin kameralar önünde böylesi pervasızca davranması uzun zamandır içinde tuttuğu jakobenliğin dışavurumudur.
Genel başkanlarının, Gazi Meclisin kürsüsünden, Türk kadınının şanına, ahlakına yakışmayan iğrenç sözlerle küfürcü vekilini savunması da seviyelerini ortaya koymuştur.
Millete husumetiyle bilinen, milli meselelerde muhbirlik vazifesi üstlenen, teröre karşı mücadele için sunulan tezkereye hayır diyerek Mehmetçiğin moralini bozan, Atatürk’ün partisini terör örgütleri sempatizanlarının lokaline çeviren Kılıçdaroğlu yeni bir skandala daha imza attı.
Geçtiğimiz günlerde 10 ülkenin büyükelçilerinin bir bildiri yayımlayarak Türk yargısına açıkça müdahaleye yeltendikleri ve Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ı aklamaya çalıştıkları hadsizliğin ateşi soğumamışken bir benzerini Kılıçdaroğlu gerçekleştirdi.
5 Kasım tarihinde kaleme aldığı bildiriyi büyükelçiliklere göndererek “Kanal İstanbul’a ülkelerinizin yatırımcıları yatırım yapmasın.” çağrısında bulundu. Bu tutum neresinden bakarsanız bakın, nasıl anlamak isterseniz anlayın ihanetle eş değerdir.
Türkiye’yi, seçilmiş hükümeti yani Türk milletinin iradesini ipotek altına aldırmak demektir.
Muhalefet, millet için yapılır.
Ancak bunların muhalefetten anladıkları Türkiye’yi besleme, müstemleke yapma çabasıdır. Atatürk’ün aziz hatırasını bir kere daha kirleten bu şahıs aklını yitirmemişse iradesini gasp ettirmiştir.
Türkiye’yi büyükelçilere şikayet etmek, Türk hükümetine parmak sallamak değil midir? Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlettir.
Türk hükümeti de yaptıklarından yalnızca Türk milletine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı sorumludur. Aksi bir düşüncesi olanlar gaflet, delalet hatta hıyanet içindedir demektir!
Kaldı ki, “çevre hassasiyeti” gerekçesiyle süslediği mektubun muhatapları, dünyayı yer altı ve yer üstü tüm değerleriyle sömüren, kendini doğanın efendisi gören anlayışın temsilcileridir.
Bugün dünya, iklim krizi yaşıyorsa bunun en baştaki sorumluları mektup yazdığı büyükelçilerin ülkeleridir.
Acaba Kılıçdaroğlu, mektubuna böyle bir bölüm ekleyebilmiş midir? Elbette hayır!
Türkiye’yi bu mandacı zihniyete, himayeci güruha, müstemlekeci zevata bırakmayacağız. Allah’ın izni ve Türk milletinin takdiriyle 2023’te demokrasi destanı yazarak CHP ve Zillet İttifakı’nı tarihe gömeceğiz.
Bizlere ve sizlere düşen bu gerçekleri anlatmak, kapı kapı dolaşmaktır.
Çalmadık kapı, sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri selamlıyor, hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.
Katılımlarınız için bir kere daha teşekkür ediyorum.
Sağ olun var olun, Ne mutlu Türk’üm diyene!